Hasan, İstanbul’un yükünü sırtlayan binlerce işçiden sadece biridir. Bel fıtığına rağmen çalışmaya devam eden, çocuklarını okutmak için kendi bedenini bile ikinci plana atan bir emekçidir. Büyük oğlu Emre, üniversite dünyasında ideolojik tartışmaların içinde kendi yolunu ararken; küçük oğlu Murat, hayatın daha “düz” görünen ama aynı zamanda daha gerçek tarafında, kendi geleceğini kurmaya çalışır.
Roman, sadece bir ailenin hikâyesi değil; aynı zamanda sınıf gerçeği, emek, kuşak farkı, şehirleşme ve değişen değerler üzerine sessiz ama derin bir gözlemdir. Hasan’ın iş hayatındaki görünmeyen yükü, Emre’nin düşünsel arayışları ve Murat’ın hayatı kurma çabası, aynı çatının altında farklı dünyaların nasıl bir arada var olabildiğini gösterir.
Zaman ilerledikçe hikâye çatışmadan çok anlayışa, isyandan çok kabule doğru evrilir. Emeklilik, yalnızlık değil; yeniden başlama ihtimali olarak karşımıza çıkar. Aile bireyleri, farklı düşünsel ve yaşam biçimlerine rağmen, birbirlerini değiştirmeden birlikte var olmanın yolunu bulurlar.
“Kargocu Baba”, yüksek sesli bir anlatıdan ziyade, sessizliğin içindeki insanı anlatır. Yük taşıyan bir babanın hikâyesi üzerinden, modern hayatın görünmeyen emekçilerine ve onların ailelerine saygı duruşu niteliğindedir.
2006 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. Halen İstanbul Medeniyet Üniversitesi Türkçe Öğretmenliğinde eğitimine devam etmektedir.
Edebiyata olan ilgisi küçük yaşlarda okuma tutkusuyla başladı ve üniversite eğitimiyle birlikte bu
kuramsal bir derinlik kazandı. Şiirlerinde geleneksel imgeleri modern bir dille harmanlamaya; varoluş, zaman, yalnızlık, kentsel dönüşüm ve bireyin iç dünyasına odaklanmaktadır.