1960’ların İstanbul’unda, sanayinin gölgesinde büyüyen bir genç olan Mustafa’nın hikâyesi… Tersanelerin gürültüsü, işçi mahallelerinin yoksulluğu ve emek mücadelesinin giderek görünür hâle geldiği bir dönemde Mustafa, hayatını şekillendiren sorularla yüzleşmek zorunda kalır. Çalışmanın ağırlığı, babasının yorgunluğu, şehirde büyüyen sınıfsal uçurum ve işçi dayanışmasının yükselişi, onun dünyaya bakışını kökten değiştirir.
Nazım Hikmet’in şiirlerinden ve düşünsel etkisinden beslenen bu hikâye, yalnızca bir büyüme öyküsü değil; aynı zamanda emeğin, adalet arayışının ve toplumsal dönüşümün romanıdır. Mustafa’nın iç dünyası, İstanbul’un değişen yüzüyle paralel ilerlerken, bireysel bir uyanış toplumsal bir sorgulamaya dönüşür.
“Demirin Tuncu”, görünmeyen emekle kurulan bir şehrin hikâyesini, bir gencin gözünden sade ama çarpıcı bir dille anlatır. İnsan, emek ve değişim arasındaki gerilimi merkezine alarak, 1960’lar Türkiye’sine güçlü bir edebi bakış sunar.
2006 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. Halen İstanbul Medeniyet Üniversitesi Türkçe Öğretmenliğinde eğitimine devam etmektedir.
Edebiyata olan ilgisi küçük yaşlarda okuma tutkusuyla başladı ve üniversite eğitimiyle birlikte bu
kuramsal bir derinlik kazandı. Şiirlerinde geleneksel imgeleri modern bir dille harmanlamaya; varoluş, zaman, yalnızlık, kentsel dönüşüm ve bireyin iç dünyasına odaklanmaktadır.