Kemal gözaltına alındığında yalnızca fiziksel bir kapatılmanın değil, aynı zamanda hafızasının ve kimliğinin de yeniden tanımlandığı bir sistemin içine çekilir. Günler uzadıkça sorgular değişir; sorular yalnızca ne yaptığına değil, nasıl hatırladığına ve nasıl hatırlatıldığına yönelir. Gerçek ile anlatı arasındaki sınır giderek silinirken, Kemal kendisini sadece olayların değil, olayların yeniden yazıldığı bir mekanizmanın içinde bulur.
Roman, bireysel bir hikâyeden çok daha geniş bir yapıya bakarak, hafızanın güvenilirliği, devlet aygıtının kayıt gücü ve insanın kendi geçmişine duyduğu inancın nasıl sarsılabileceği üzerine yoğunlaşır. 1980 darbe dönemine uzanan gölgeler, farklı zamanlarda tekrar eden yöntemler ve isimler arasında kurulan görünmez bağlar, hikâyeyi sadece bir gözaltı anlatısı olmaktan çıkarıp bir “yeniden yazım” meselesine dönüştürür.
“Yeniden Yazılanlar”, gerçeğin sabit olmadığını, bazen hatırladıklarımızın bile bize ait olmayabileceğini sorgulayan karanlık ve katmanlı bir roman olarak, okuru hafıza ile iktidar arasındaki ince çizgide dolaşmaya davet eder.
2006 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. Halen İstanbul Medeniyet Üniversitesi Türkçe Öğretmenliğinde eğitimine devam etmektedir.
Edebiyata olan ilgisi küçük yaşlarda okuma tutkusuyla başladı ve üniversite eğitimiyle birlikte bu
kuramsal bir derinlik kazandı. Şiirlerinde geleneksel imgeleri modern bir dille harmanlamaya; varoluş, zaman, yalnızlık, kentsel dönüşüm ve bireyin iç dünyasına odaklanmaktadır.