İstanbul’un sokakları geceleri sadece şekil değiştirmez; bazen varlığın kendisini inkâr eder. Saat 02:13. Kadıköy’ün arka sokaklarında yürüyen Mert için dünya o gece nefesini tuttu ve imkânsız olanı hatırladı: Daha önce orada olmayan, zamandan bağımsız bir kapı.
Mert, o gizemli kapıdan içeri adımını attığında sadece bir sahaf dükkânına değil, kendi zihninin dehlizlerine girer. Orada, rafların arasında isimsiz ama fazlasıyla tanıdık bir kitap bulur. Bu kitap, onun hayatıdır. Ancak bir farkla: Kitap, onun tarafından yazılmaktadır ve her yeni satır, geçmişten bir hatırayı silip götürmektedir.
Müellif, bir kaybı geri getirmek için gerçeği parçalayan bir adamın hikâyesi. Annesinin yokluğunu kelimelerle doldurmaya çalışırken, kurgu ile gerçek arasındaki sınırın nasıl yok olduğunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
Bu Roman Ne Anlatıyor?
Hafıza ve Kayıp: Bir hatırayı kurtarmak için neleri feda edebilirsiniz? Tüm geçmişinizi mi?
Yazmanın Karanlık Gücü: Kelimeler dünyayı inşa edebilir mi, yoksa sadece olanı mı yıkar?
Varoluşsal Bir Labirent: Kadıköy’ün sokaklarından metaforik bir sonsuzluğa uzanan, zamanın ve mekânın kırıldığı sarsıcı bir yolculuk.
Okan Ceylan, modern bir anlatı diliyle okuyucuyu şu soruyla baş başa bırakıyor: Siz mi hayatınızı yaşıyorsunuz, yoksa hayatınız bir başkası tarafından yazılan bir metinden mi ibaret?
Kendi hikâyenizin müellifi olmaya hazır mısınız?
2006 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. Halen İstanbul Medeniyet Üniversitesi Türkçe Öğretmenliğinde eğitimine devam etmektedir.
Edebiyata olan ilgisi küçük yaşlarda okuma tutkusuyla başladı ve üniversite eğitimiyle birlikte bu
kuramsal bir derinlik kazandı. Şiirlerinde geleneksel imgeleri modern bir dille harmanlamaya; varoluş, zaman, yalnızlık, kentsel dönüşüm ve bireyin iç dünyasına odaklanmaktadır.