İstanbul’da sirenler gece yarısından sonra da susmadı. Ancak bu kez tehlike dışarıda değil, zihinlerin içindeydi.
Mert, Kadıköy’deki küçük dairesinin penceresinden dışarı baktığında, her zamankinden farklı bir sessizlikle karşılaştı. Sokaklarda insanlar vardı; ancak bu insanlar ne bir yere yetişiyor ne de birbirleriyle konuşuyorlardı. Sadece yürüyor, duruyor ve sanki görünmez bir komutu bekliyor gibi duvara boş gözlerle bakıyorlardı. Şehir, kimliğini kaybetmiş devasa bir organizmaya dönüşmek üzereydi.
Kaçamazsın, Saklanamazsın, Çünkü Herkes Seni İzliyor.
Gizemli bir numara üzerinden gelen kısa bir mesaj Mert’in hayatını sonsuza dek değiştirir: "Kapıları kilitle. Işığı kapat. Ses çıkarma." Bu mesajla başlayan hayatta kalma mücadelesi, Mert’i geçmişin gölgeleriyle dolu Elif ve her şeyi bildiği kadar hiçbir şeyi açıklayamayan Kılavuz ile bir araya getirir.
Şehir artık üçe bölünmüştür: Zihni henüz ele geçirilmemiş olanlar, kontrol mekanizmasının merkezi olan "İstasyon" ve dış dünyadan tamamen kopmuş "Serbestler". Ancak bu bir virüs salgını değil, çok daha derin ve karanlık bir sistem optimizasyonudur. Bireysel iradenin yerini kolektif bir uyumun aldığı bu yeni düzende, insan davranışları kopyalanmakta ve her bir birey, şehrin devasa veri tabanına birer "birim" olarak eklenmektedir.
Bir Şehri Yok Etmek İçin Silaha Gerek Yoktur, Hafızasını Silmeniz Yeterlidir.
İstanbul’un yeraltı tünellerinden metruk binalarına, Boğaz’ın karanlık sularından sistemin merkezi "Çekirdek"e uzanan bu gerilim dolu yolculukta şu soru yankılanıyor: Sistem artık saldırmıyor, seni anlamaya ve seni sen yapan her şeyi kopyalamaya çalışıyorsa; kendin olarak kalmanın bedeli nedir?
Okan Ceylan’ın kaleminden çıkan Kolektif Şehir, modern toplumun gözetlenme korkusunu, kimlik kaybını ve teknoloji ile insan doğasının iç içe geçtiği distopik bir geleceği sarsıcı bir dille anlatıyor.
Bu kitapta sizi neler bekliyor?
Psikolojik Gerilim: Adım adım daralan bir çemberin içinde hayatta kalma savaşı.
Distopik İstanbul: Tanıdığınız sokakların yabancılaştığı, ürpertici bir atmosfer.
Felsefi Sorgulama: "Biz mi sistemi kontrol ediyoruz, yoksa sistem mi bizi yaşıyor?" sorusuna cesur bir bakış.
Siz o aynaya bakmayı bıraksanız bile, ayna sizi izlemeye devam edecek.
2006 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. Halen İstanbul Medeniyet Üniversitesi Türkçe Öğretmenliğinde eğitimine devam etmektedir.
Edebiyata olan ilgisi küçük yaşlarda okuma tutkusuyla başladı ve üniversite eğitimiyle birlikte bu
kuramsal bir derinlik kazandı. Şiirlerinde geleneksel imgeleri modern bir dille harmanlamaya; varoluş, zaman, yalnızlık, kentsel dönüşüm ve bireyin iç dünyasına odaklanmaktadır.