"Bir kralın sessizliği halkın kurtuluşuysa, o kralın adı neden tarihe korkak olarak kazınır?"
Gümüşark’ın devasa gri surları ardında, bir şehrin kaderi iki kardeşin hırsı ve bir babanın sırlarıyla şekilleniyor. "Soluk Kral" Alaric, halkı tarafından hor görülürken, aslında onların geleceği için kendi itibarını ve sağlığını feda eden gizli bir kahramandır. Ancak gerçekler, ihtişamlı nutukların ve parıltılı vaatlerin gürültüsünde kaybolup gitmiştir.
Prens Cedric’in taht hırsı şehri bir illüzyonun içine sürüklerken, Alaric’in kızı Elara babasının tozlu arşivlerinde sadece belgeleri değil, bir krallığın gerçek ruhunu keşfeder. Cedric’in inşa ettiği yapay güneşin altında herkes körleşirken, Elara babasından miras kalan kederli vefa ile halkını uyandırmak zorundadır.
Gümüşark size şu soruları sorduracak:
Gerçek liderlik, alkışlar arasında tahtta oturmak mıdır yoksa kimse bilmeden halkı için yok olmayı göze almak mı?
Bir toplum, kendisine sunulan parlak yalanları mı yoksa zorlu gerçekleri mi tercih eder?
Yaşadığımız hayat, aslında bir kralın son nefesinde gördüğü o huzurlu rüyanın bir parçasıysa?
Edebi betimlemeleri, sarsıcı diyalogları ve felsefi derinliğiyle Gümüşark, sadece bir krallığın yıkılışını değil; sadakatin, ihanetin ve son nefeste savrulan gümüşi toz zerrelerinin hikayesini anlatıyor.
Işığı söndürün; çünkü güneş doğarsa, bu büyüleyici rüya sona erebilir.
2006 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. Halen İstanbul Medeniyet Üniversitesi Türkçe Öğretmenliğinde eğitimine devam etmektedir.
Edebiyata olan ilgisi küçük yaşlarda okuma tutkusuyla başladı ve üniversite eğitimiyle birlikte bu
kuramsal bir derinlik kazandı. Şiirlerinde geleneksel imgeleri modern bir dille harmanlamaya; varoluş, zaman, yalnızlık, kentsel dönüşüm ve bireyin iç dünyasına odaklanmaktadır.