hayatta kalma içgüdüsünün soğuk bir pazarlığıdır.”
Fin edebiyatının en keskin ve tavizsiz kalemi Maria Jotuni, Rakkautta (Aşk) ile ilk kez Türk okuruyla buluşuyor. Kuzeyin romantik orman uğultularını değil, dört duvar arasına sıkışmış insanın nefes alışverişini kaydediyor Jotuni; insanın en savunmasız, en hesapçı ve en “çıplak” kaldığı anlara odaklanıyor.
1907 yılında yayınlandığında edebiyat dünyasında kıyameti koparan bu eser, kapağındaki “Aşk” vaadinin aksine, okura pembe bir rüya değil, hayatın buz gibi gerçeğini sunuyor. Jotuni’nin dünyasında aşk; bazen sıcak bir ekmek kavgası, bazen bir miras hesabı, bazen de biyolojik bir zorunluluktur. Trajedinin kara mizahla, arzunun çaresizlikle harmanlandığı bu öykülerde, yazarın lakonik ve vurucu üslubuyla tanışacaksınız. İdealize edilmiş duyguların değil, hesapçı, bencil ama bir o kadar da yaşama tutunmaya çalışan “çıplak insan”ın hikâyesidir bu. “Aşk”, aynaya bakmaya cesaret edenler için sarsıcı bir okuma deneyimi vaat ediyor.
Fihrist Kitap, kuzeyin bu saklı devini edebiyatımıza kazandırırken, okuru insan ruhunun teşrih masasına davet ediyor.
Maria Jotuni (1880–1943), Fin edebiyatının modernizme geçiş sürecindeki en keskin ve özgün kalemlerinden biridir. Kuopio’da doğan yazar, Helsinki Üniversitesi’nde Tarih ve Edebiyat eğitimi alarak döneminin kadınları için nadir görülen bir entelektüel donanıma erişmiştir. Ünlü edebiyat eleştirmeni Viljo Tarkiainen ile yaptığı evlilik onu edebiyat çevrelerinin merkezine taşısa da, o her zaman kendi bağımsız ve gözlemci kimliğini korumuş; taşra kökenli bir aydın olarak toplumun farklı katmanlarını içeriden, ancak mesafeli bir bakışla analiz etmiştir.
Eserlerinde, selefi Minna Canth’ın toplumsal gerçekçiliğini psikolojik derinlik ve kara mizahla birleştirerek yeni bir boyuta taşımıştır. Özellikle kısa öyküleri ve tiyatro oyunlarıyla tanınan Jotuni, insan ilişkilerini, bilhassa evlilik kurumunu ve aşk kavramını romantizmden tamamen arındırarak ele alır. Onun dünyasında duygular, genellikle ekonomik zorunluluklar ve biyolojik dürtülerle çatışan birer pazarlık unsuru olarak karşımıza çıkar. Kullandığı dil süsten uzak, diyalog ağırlıklı ve karakterlerin iç dünyasındaki hesapları ifşa edecek kadar yalındır.
Yaşadığı dönemde ahlakçı çevrelerce “aşırı gerçekçi” bulunduğu için sertçe eleştirilse de, Jotuni bugün Fin edebiyatının en cesur ve dürüst yazarlarından biri kabul edilmektedir. İnsan doğasının bencil, hesapçı ve trajikomik yanlarını “soğuk bir neşter” hassasiyetiyle sergilemesi, eserlerinin yüz yıl sonra bile güncelliğini korumasını sağlamıştır. Başyapıtı sayılan ve ölümünden sonra yayımlanan Huojuva talo (Sallanan Ev) romanı ve Rakkautta (Aşk) öykü derlemesi, onun insan ruhunun karanlık dehlizlerine yaptığı sarsıcı yolculukların en önemli belgeleridir.