Bizans otokrasiyle idare ediliyordu, baştaki imparator
Havarilere eş, Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi, tüm
tebaasının hayatını avucunda tutan yarı ilahi bir varlıktı.
Bu imparatorlardan bazıları kahramandı, bazıları da
canavar; fakat asla silik değillerdi. Sadece bundan
ötürü bile bu kitabı yazmak sürekli bir zevkti, fakat
mütevazı anlamda, bir borcun ödenmesiydi aynı zamanda. Bizim
medeniyetimiz Doğu İmparatorluğu’na ne kadar çok şey borçlu
olduğunu asla yeterince değerlendiremedi. Hıristiyanlığın bu Doğu
Kalesi olmasaydı, Avrupa’nın VII. yüzyılda Sasani ordularına, VIII.
yüzyılda Bağdat Halifesi’nin ordusuna karşı şansı olur muydu? Bugün
hangi dili konuşuyor ve hangi tanrıya tapıyor olurduk? Kültürel
alandaki borcumuz da çok büyüktür. Barbar istilaları ve Roma’daki
imparatorun düşüşünden sonra, Batı Avrupa’daki öğrenme ışığı, tek
tük manastırdaki titrek alevler dışında, sönmüştü. Alev alev yanmayı
sürdürdüğü ve klasik mirası koruduğu yer Bosphoros kıyılarıydı. Antik
Çağ hakkındaki bilgilerimizin çoğu -özellikle Yunan ve Latin edebiyatı
ve Roma hukuku- Constantinopolis’in âlimleri ve yazmanları olmasaydı
sonsuza değin kaybolacaktı.
JOHN JULIUS NORWICH
Bizans otokrasiyle idare ediliyordu, baştaki imparator
Havarilere eş, Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi, tüm
tebaasının hayatını avucunda tutan yarı ilahi bir varlıktı.
Bu imparatorlardan bazıları kahramandı, bazıları da
canavar; fakat asla silik değillerdi. Sadece bundan
ötürü bile bu kit...