Lâl Vardal kusursuz sofralar hazırlar. Kimin nereye oturacağını, hangi yemeğin ne zaman servis edileceğini, hangi sessizliğin biraz daha sürmesi gerektiğini bilir. Çünkü ona göre bir masa, insanların yemek yediği yerden çok daha fazlasıdır. İnsanlar masada kendilerini ele verir.
Araştırmacı gazeteci Saye Erginsoy'un karşısına çıkan üç ölüm, geçmişten kalan bir sayı ve birbirine bağlanmaması gereken insanlar, onu Lâl'in dünyasına götürür. Ardından beyaz örtüler, unutulmuş yemekler, saklanan kayıtlar ve yıllardır konuşulmayan isimler ortaya çıkmaya başlar.
Fakat asıl soru birinin kimi öldürdüğü değildir.
Bir insan, sonucu yaratacağını bildiği bir düğmeye basar ve sonra yalnızca geri çekilirse, olacaklardan ne kadar sorumludur?
Her masada bir şey yenir.
Her masada bir şey söylenir.
Ve bazı masalarda, söylenmeyenler her şeyden daha uzun yaşar.
LEKE, suç, sessizlik, manipülasyon, hafıza ve ahlaki sorumluluk üzerine karanlık bir edebî psikolojik suç romanı.
Okan Bayrakdar, insan psikolojisinin karanlık katmanlarını, ahlaki ikilemleri ve bireyin seçimleriyle sessizliği arasındaki sınırı odağına alan kurgu eserler kaleme almaktadır. Edebî anlatıyı psikolojik gerilim ve suç unsurlarıyla buluşturan yazar, karakterlerin yalnızca yaptıklarıyla değil, yapmadıklarıyla da şekillenen hikâyeler üzerine yoğunlaşır. LEKE, bu yaklaşımın merkezinde duran; suç, manipülasyon, hafıza ve sorumluluk kavramlarını sorgulayan edebî psikolojik suç romanıdır.