Aidan MacAndrew, öz kuzeninin düğününe geç kaldı. Zamanında haberi olsaydı belki de o düğünü durdururdu — gelini tanımıyordu, ama Donal'ı tanıyordu: kendi kâhyası elli yaşın altında hiçbir kadını işe almayan adamı. Ailesinin hatırına sustu; ta ki papaz geline bu adamı kabul edip etmediğini sorana kadar. Gelin hayır dedi. Emily Mortlake o "hayır"dan ötesini hiç düşünmemişti. Laird'in bizzat ona bir çıkış yolu önereceğini ise hiç ummamıştı. Bir hizmetçi elbisesi, kuzeye giden bir tekne ve Raasay adasındaki yarı harap bir şatoda kâhyalık: kimsenin kaçak bir İngiliz mirasçıyı aramayı akıl edemeyeceği bir yer. Orası ona umduğundan çok daha iyi gelir. Laird günlerini kiracı çiftçilerinin yanında geçirir; Emily bunu onun mevkiindeki bir adam için anlaşılmaz bulur — ve hayranlık duymamayı gitgide daha zor. Derken üvey babası kapıda belirir, yanında bir polisle; Emily, Aidan'ın onun karısı olduğunu söylediğini duyar — ve hayatında bir kez bile ne istediği sorulmamış olan kendisinin buna evet dediğini duyar. İskoçya'da bu, yasal bir evliliktir. İki kişinin, iki tanık önünde bunu söylemesi yeterlidir. Peki ya mutlu bir evlilik? Onu yürütmek biraz daha zor olacak. Her yaştan okura uygun, sıcacık ve tarihi bir İskoçya romantizmi — reddeden bir gelin, kimsenin planlamadığı bir evlilik ve Hebridler'de yarı harap bir şato.
Aidan MacAndrew, öz kuzeninin düğününe geç kaldı. Zamanında haberi olsaydı belki de o düğünü durdururdu — gelini tanımıyordu, ama Donal'ı tanıyordu: kendi kâhyası elli yaşın altında hiçbir kadını işe almayan adamı. Ailesinin hatırına sustu; ta ki papaz geline bu adamı kabul edip etmediğini sorana...