Konu olduğu metinden bağımsızlaşıp adeta kendi yaşamını sürmeye başlayan, başka edebi eserlere ilham veren, canlı kanlı bir insana dönüşen Bartleby, 20. yüzyıl edebiyatının simge karakterlerinden biri haline geldi. Deleuze’den Derrida’ya Blanchot’dan Negri’ye birçok düşünürün üzerine kalem oynattığı bu çetrefil karakter, çarkın uyumsuz dişlisi yeni okumalara, çözümlemelere konu olmaya devam ediyor.
“Bartleby, ustalığın ya da düşsel imgelemenin uçarılığının ötesindedir; her şeyden önce evrenin gündelik ironilerinden biri olan gerçek faydasızlığı gösteren üzücü ve gerçek bir kitaptır.”
Jorge Luis Borges
#dünyaklasikleri #kısaklasikler #kült #yapmamayıtercihederim #katip #aykırı #özgürirade
HERMAN MELVILLE, 1819’da New York’ta doğdu. İhracatla uğraşan babası 1830’da iflas etti, iki sene sonra da öldü. Melville de amcasının çiftliğinde ve bir bankada çalıştıktan sonra, ağabeyinin yanında işe girdi. Ailenin başına geçen ağabeyi de tıpkı babası gibi iflas ettiğinde Melville için yeni bir hayat başladı. St. Lawrence isimli gemide kamarotluk yaptı. 1838’de Lansingburgh Akademisi’nde mühendislik öğrenimi gördü. 1841’de Acushnet gemisiyle bir defa daha denizlere açıldı. On sekiz aylık bir yolculuğun sonunda gemi mürettebatıyla birlikte Marquesas Adaları’nda yerlilere tutsak düştü. Bu sırada yaşadıkları, insanın yeryüzündeki macerasının, tutkularının ve inançlarının anlamını ansiklopedik boyutlarda dramatize ettiği ve pek çoklarınca Amerikan edebiyat tarihinin en mükemmel romanı kabul edilen Moby Dick’in düşünsel altyapısını oluşturdu. Önemli eserlerinden biri olan Kâtip Bartleby ilk kez 1853’te Putnam’s Monthly Magazine’de yayımlandı. Melville 1891’de çok kısıtlı bir çevrenin tanıdığı adsız sansız bir yazar olarak öldü. 20. yüzyıla gelindiğinde keşfedilip klasik Amerikan romanının büyük isimlerinden biri olarak kabul gördü.