Fonunda, aristokrasinin çöküşü ve orta sınıfın yükselişi dönemine denk gelen Üçüncü Cumhuriyet yönetimi altında gerçekleşen büyük toplumsal değişimlerin yer aldığı romanın bu bölümü, kıskançlık duygusunun en karanlık yanlarını ve yıkıcı etkilerini ustalıkla ele aldığı satırlarıyla bütünden farklılaşıyor.
Yazar olmak isteyen Marcel âşık olduğu Albertine’in kendisinin Paris’teki burjuva evine taşınmasını sağlamış ancak kendisi de arzunun ve kıskançlığın pençesine düşmüştür. Neden sürekli birbirimizi sınama ve sahiplenme eğiliminde oluruz, kıskançlık ölümden bile güçlü müdür gibi sorulara yanıt arayan Kıskançlık, Proust’un derin psikolojik gözlemlerine, zengin betimlemelerine aşina olanlar için bir hatırlatma, yeni başlayacak olanlar içinse tadımlık.
#kısaklasikler #fransızklasikleri #kıskanmak #burjuvazi #paris #mahpus
MARCEL PROUST, 1871’de Anteuil’de doğdu. Öğrenciliği sırasında okuduğu felsefeci Henri Bergson ve tarihçi Albert Sorel, düşüncesinin gelişimini önemli ölçüde etkiledi. Soyluların devam ettiği salonların seçkin kişiliklerinden biri oldu. Öykülerini 1896’da Hazlar ve Günler adlı kitapta topladı. Ünlü Dreyfus Olayı’nda, Dreyfus’un avukatı Labori’ye destek verdi. 1903’te babasının, 1905’te de annesinin ölümü Proust’u çok sarstı. 1909’da, uzun zamandır tasarladığı Kayıp Zamanın İzinde adlı romanını yazmaya başladı. Yapıtın ilk cildini 1913’te kendi parasıyla yayımlattı. 1919’da romanın ikinci bölümü yayımlandı. “Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde” adlı bu bölüm Goncourt Ödülü’nü kazanınca, Proust dünya çapında üne kavuştu. Bir süre sonra zatürreeye yakalanan Proust, 1922’de Paris’te öldü. Kayıp Zamanın İzinde’nin son üç bölümü, yazarın ölümünden sonra basıldı. Proust bunları büyük ölçüde gözden geçirmiş, ama son haline getirememişti.
REFİKA EBRU ERBAŞ, İstanbul’da doğdu. Notre Dame de Sion Fransız Lisesi 1991 ve Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi, Tarabya 1996 mezunu. Liseden beri çeviri yapıyor.