olan. Ayakta kalan da yandı, yorulup düşen de. Ayağa
kaldırılan da bitik, kaldırılınca doğrulan da. Kim, kimi
kurtarabilir daha acizken birbirinden, daha cılız, daha
ölüyken, kim el uzatır bir diğerine? Deniz, çok zorlu çıktı
be, kaptan! Dibi yüzeyinden daha azgın, daha hoyrat,
çağırıyordu bizi, günden güne. Kandille gitsen de bir, son
bir telaşla, yıldızları koparıp, göğsüne doldursan da. Karanlığa,
hiçbir şey yetmiyor. Karanlık daha güçlü şimdi,
açılıp kapanan ışıltılı gözlerimizden ve siliniyor mavisi
günün, böyle düşüncelere, boğuldukça biz. Açıldıkça
daha da enginlere, izlerimiz de siliniyor. Peşimizde ne
bir martı, ne bir balık, ne de altımızda köpürüp, şarkılar
söyleyen deniz! Ne de, artık kıyıda, bir çift yorgun,
deniz yıldızıyız… Ve de kimse yok, ölümüzü tekrar tekrar,
kıyıdan suya fırlatan…
Yalnızız be kaptan, iki iç içe yalnız, girdap ve labirentlerinde
birbirini arayan, kaybeden, daraldığında, sonra
yeniden, yeniden çağıran, tekrar tekrar kaybeden… Sırf
yaşamak, yaşatmak için bir diğerini, seslerini yankılayan,
iki yalnız. Yalnızız be kaptan! Yalnızız! Gemiler doyumsuz,
ha bire su alıyor. Kaçış yok! Rüzgâr, fena. Yelkenler,
erken inmiş. Kalmışız, mûtenâ! İskele sancak, kendi
başının çaresine bakacak! Dalgalar, artık daha acımasız,
daha vicdansızlar. Üstelik, dönüş yok bize. Uyumanın
ne yeri, ne de zamanı, “Uyu da, dinsin fırtınalar!’’
demek bile gülünç. Bilgelerin sözleriyle, kendimizi pohpohlamanın
yersizliği, halimizi daha da acınası yapıyor.
Aksaray doğumlu.Çanakkale'de yaşıyor.
Yayınlanmış eserleri: Dünya Sinemalarında TÜRK İZİ
Kur'an mı yoksa İncil mi MESİH BEKLİYOR