Peki, siyasal istikrarsızlığın ve çevre krizinin bu denli derinleştiği bir dönemde ne yapılabilir? Piketty ve Sandel pek çok konuda hemfikir: sağlık ve eğitime daha kapsayıcı yatırımlar yapılmalı, artan oranlı vergilendirme güçlendirilmeli, zenginlerin siyasal etkisiyle piyasa tahakkümü sınırlandırılmalı. Ancak bu ne ölçüde ve ne hızla mümkün? Önceliğimiz maddi değişim mi olmalı, yoksa toplumsal dönüşüm mü? Milliyetçi hareketlerin yeniden güç kazandığı bir ortamda, değişim için umut var mı? Sol, kitlesel göç ve küresel iklim krizi gibi meydan okumalarla çatışma potansiyeli taşıyan vatanseverlik ve yerel dayanışma gibi değerlerle nasıl ilişki kurmalı?
Piketty ve Sandel’in bu ve benzeri sorularla hesaplaştığını görmek, değişim ve adalet için yeni imkânlara kapı aralıyor. Ama aynı zamanda daha fazla eşitliğe giden yolun hiçbir zaman kolay olmadığını; bu yolun daima derin toplumsal çatışmaları ve siyasal mücadeleleri beraberinde getirdiğini hatırlatıyor.
1971 doğumlu Fransız ekonomist ve sosyal bilimci. Paris School of Economics’te araştırmacı olarak görev yapan Piketty, gelir ve servet eşitsizlikleri üzerine yaptığı kapsamlı tarihsel çalışmalarıyla tanınır. 2013 yılında yayımlanan Capital in the Twenty-First Century (21. Yüzyılda Kapital) adlı eseri dünya çapında büyük yankı uyandırmış, eşitsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşımıştır. Capital and Ideology ve A Brief History of Equality gibi kitaplarında kapitalizmin ideolojik temellerini sorgulayan Piketty, daha adil bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunur. Akademik araştırmalarını kamuya açık bir tartışma biçimiyle sunması ve sosyal adalet vurgusu, onu çağdaş ekonomik düşüncenin en etkili isimlerinden biri hâline getirmiştir.
1953 doğumlu Amerikalı siyaset felsefecisi. Harvard Üniversitesi’nde siyasal teori profesörü olarak görev yapan Sandel, özellikle adalet, etik, vatandaşlık ve ortak iyilik kavramları üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır. Dünya genelinde büyük ilgi gören Justice (Adalet) başlıklı dersi ve aynı adı taşıyan kitabı, kamu felsefesi alanında geniş yankı uyandırmıştır. Liberalism and the Limits of Justice (Liberalizm ve Adaletin Sınırları), What Money Can’t Buy (Paranın Satın Alamayacağı Şeyler) ve The Tyranny of Merit (Liyakât Zorbalığı) gibi eserlerinde bireycilik, piyasa değerleri ve liyakat anlayışı üzerine kapsamlı tartışmalar yürütür. Felsefeyi geniş kitlelere ulaştırmayı hedefleyen Sandel, özellikle kamuya açık tartışmaları ve sade anlatımıyla öne çıkar.