Satranç

· Lotus
4 reviews
Ebook
90
Pages

About this ebook

Altmış dört karenin içinde, hayatı siyah beyaz pencereden görmeye çalışarak hiçlikten kurtulmayı başarabilir misiniz?

Satranç'ta, farklı toplumsal seviyelerden bazı biyografiler bir araya geliyor. Yüksek egosu ve büyük servetinin getirdiği özgüvenle petrol zengini McConnor, ortalamanın altındaki eğitimiyle Mirko Czentoviç ve gizemli kişiliğiyle Dr. B. oldukça sıra dışı karakterler... Hikâyede satranç oyunu, hem elit bir eğlence hem de bir kurtuluş ve hatta lanet olarak bu üç ana karakter arasında cereyan eder.

Stefan Zweig, vefat etmeden kısa süre önce tamamladığı bu kitabında memleketi Avusturya ve hayatının bir bölümünü geçirdiği Brezilya'dan da izler katarak bizimle insanlığa dair psikolojik tahlillerini paylaşıyor. 

Dünyaca ünlü bir satranç şampiyonu ve bu oyuna "meraklı" birkaç adamın tahta üzerindeki savaşı hiç şüphesiz okuru etkileyecek.

Altmış dört karenin içinde, hayatı siyah beyaz pencereden görmeye çalışarak hiçlikten kurtulmayı başarabilir misiniz? Satranç'ta, farklı toplumsal seviyelerden bazı biyografiler bir araya geliyor. Yüksek egosu ve büyük servetinin getirdiği özgüvenle petrol zengini McConnor, ortalamanın altındaki ...

Discover more

Ratings and reviews

4 reviews

About the author

Viyana’da, 28 Kasım 1881’de dünyaya gelen Stefan Zweig, annesi Ida Brettauer ve babası Moritz Zweig’in teşvikleriyle küçük yaştan itibaren ciddi bir eğitimle yetiştirilmiştir. Özellikle edebiyat alanında kendini yetiştiren Zweig, İngilizce, Yunanca, İtalyanca, Latince ve Fransızcayı da öğrendi. Lise çağlarında şiire ilgi duydu; Alman şair Rilke’den oldukça etkilenerek kendi şiirlerini yazdı.

Stefan Zweig için yazmak bir tutku olmuştu; sürekli yazıyordu. Öğrendiği yabancı dilleri edebiyat alanında çevirilerde kullandı. 1901’in sonlarında Paul Verlaine’le Baudelaire’in şiirlerini Fransızcadan Almancaya çevirdi. Viyana ve Berlin Üniversiteleri’nde felsefe eğitimi alan Zweig, bir süre sonra dünyanın birçok yerine seyahat etme fırsatı buldu.

1907-1909 yılları arasında Seylan, Gwalior, Kalküta, Varanasi, Yangon ve Kuzey Hindistan’ı, 1911’deyse New York, Kanada, Panama, Küba ve Porto Riko’yu gezen Zweig, 1914’te de Belçika’ya, şair Emile Verhaeren’in yanına gitti. Ancak bu sıralarda I. Dünya Savaşı patlak verince Belçika’dan Viyana’ya dönüp orduya katıldı. 1914 – 1917 yılları arasında Viyana’da savaş karargâhında savaş arşivinde memur olarak görev aldı. Savaşın ilk zamanlarında bir gazeteci ve yazar olarak savaştan yana gibi görünse de içine sinmeyen bu durum, Galiçya’ya gidip cephedeki acıya tanık olunca savaş karşıtı olmasına neden oldu. Bu durumda savaşa olan tavrını en azından pasif olarak gösterdi. 1916 yılında “Babil Kulesi”, 1918’de de “Zorlama” isimli yazılarıyla savaş karşıtı fikirlerini kamuoyuna sundu. 1917 yılında, “Yaremya” adlı yazısı ve özellikle “Yabancı Ülkedeki Dostlarıma” girişiyle yazdığı kınama dolu mektubuyla savaşa karşı tavrını iyice gösterdi. I. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle Avusturya’ya gelip Salzburg’a yerleşti. Burada Frederike von Winternit’le tanıştı ve bir süre sonra onunla evlendi. Frederike, iki çocuklu dul bir kadındı.

Salzburg’da geçen yılları, Stefan Zweig için edebiyat alanında en verimli zamanları oldu. Yaklaşık yirmi yıl boyunca burada satın almış olduğu villada birçok eserini hayata geçirdi. Salzburg’daki yaşamı ona ünlü isimlerle arkadaşlığı da getirmişti. Hayranı olduğu Hugo von Hofmannstahl, ayrıca Romain Rolland, Thomas Mann, H. G. Wells, James Joyce, Paul Valery, Arthur Schnitzler, Franz Werfel, Richar Strauss gibi birçok ünlü isimle dostluklar kurdu.

Honore de Balzac, Charles Dickens, Fyodor Dostoyevski üzerine incelemeler yazmaya başlayan Zweig, 1925 yılında Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist ve Friedrich Nietzsche’yle çalışmalarına devam etti. 1927’de Münih’te, Karmaşık Duygular ve Yıldızın Parladığı Anlar adını verdiği kitaplarını yayımladı. 20 Şubat 1927’de “Rilke’ye Veda” başlıklı konuşmasını yaptı ve 1928’de Lev Tolstoy’un 100. doğum günü kutlamalarına katılmak için Sovyetler Birliği’ne gitti. Biyografik yazılarına ayrıca, Emile Verhaeren, Marceline Desbordes-Valmore ve yakın dostu Romain Rolland’ın incelemelerini de ekledi. Giacomo Casanova, Stendhal ve Lev Tolstoy üzerine incelemeleri 1928’de yayımlandı.

Nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte, Yahudi asıllı olan Stefan Zweig, kara listeye alındı. 1933’te Naziler, ideolojileriyle bağdaşmayan kitapları meydanlarda törenlerle ateşe veriyorlardı. Yakılanların arasında onun kitapları da vardı. Bir anda parmakla işaret edilen Yahudilerden biri olmuştu.

1934 yılına gelindiğinde Gestapo, Stefan’ın villasına baskın düzenledi ve arama yaptı. Evinde silah bulunmadığı için tutuklanmasa da artık Hitler yönetimi tarafından resmen istenmeyen adam durumuna getirilmişti. Bu sebeple Stefan Zweig, ülkesini terk edip Londra’ya yerleşmek zorunda kaldı. Bu süreçte savaş karşıtı düşüncelerini daha da etkili bir şekilde yazmaya devam etti. Rotterdamlı Erasmus’un Zaferi ve Trajedisi adlı eserini bu dönemde yazdı.

1937 yılında eşinden boşanan Zweig, bir yıl sonra sekreteri Lotte Altmann’la Portekiz’e gitti. Lotte de bir Yahudi’ydi. 1939 yılında da İngiltere’nin Bath şehrine taşındı, 6 Eylül 1939’ da Lotte ile evlendi. Sabırsız Yürek ya da diğer adlarıyla Tehlikeli Merhamet, Acımak isimli romanını bu dönemde yazdı.

Stefan Zweig savaşa, nefrete, aşağılanmaya ve tüm kötülüklere oldukça karşıydı. Dünyadaki barış ve düzen dengesinin yitirilmesi onu derinden yaralıyordu. Bu duygu ve düşünceler içerisindeyken şöyle demişti: “Çok büyük bir felakete sürüklendiğimizin farkında olduğunuzu sanıyorum. Edebiyat yaşamımız yok olacak!” Kısa bir süre sonra bu dedikleri bir bir gerçekleşmeye başladı.

Arkadaşına yazdığı mektupta şöyle diyordu:

“Bir nefretin çift taraflı ağırlığıyla yere serilmiş durumdayım. Savaşa neden olan Almanya’ya duyduğum nefret ve savaşın galibi olan Avusturya’daki Yahudilere duyduğum nefret benim gibi insanları yok edecek; yaşamak için birazcık hava bile bırakmayacaklar. Peki, nereye kaçmalı? Dünya bize kapılarını kapatacak, bense yabancı ve düşman olarak hor görüleceğim bir devletin tutsaklığında yaşamayı istemiyorum.”

1940’ta İngiliz vatandaşlığına kabul edilen Zweig, Hitler’in Batı’ya doğru ilerlemesi nedeniyle karısıyla birlikte önce New York, ardından Arjantin, sonra Paraguay ve en sonunda Brezilya’ya gitti. Aralık ayında New York’a geri döndü. Burada Amerigo - Tarihi Bir Hatanın Öyküsü adını verdiği kitabını yazmaya başladı, çok geçmeden de eser yayımlandı. 1941’de de Brezilya - Geleceğin Ülkesi adlı kitabını yayımladı ve hemen ardından Brezilya’ya yerleşmeye karar verdi. Petropolis’e yerleştikten sonra, burada Satranç isimli dev eserini yazdı. Montaigne üzerine incelemesine başlamıştı ki en önemli eserlerinden biri olan Dünün Dünyası - Avrupa Anıları adlı kitabını da yazdı.

Dünyanın gidişatı Zweig’ı oldukça olumsuz bir şekilde etkilemeye devam ediyordu. Umutsuzluk içindeki günlerinde teselliyi Goethe, Homeros ve Shakespeare’de aradı. İşte tam bu sırada karşılaştı Montaigne’nin Denemeler’iyle. Montaigne, ölüm karşısında özgür olmayı istiyordu. Bu hâldeyken ne dediğini anlamak çok zor olmadı. Yalan değildi ya, Stefan da Nazilerin zulmü karşısında tek çâre ölümü görüyordu. 22 Şubat 1942 tarihinde Stefan Zweig karısıyla birlikte “Veronal” adlı ilacı içerek intihar etti. Ölmeden önce yazdığı mektupta intihar nedeni olarak Hitler’in yarattığı kaosun ve faşist düzenin kalıcı olacağına inandığını ve bu inanç sebebiyle büyük bir umutsuzluk, karamsarlık hissettiğini dile getirmiştir.

Selçuk Alkan 1968 yılında Üsküdar'da dünyaya gelmiştir. Üniversite hayatını İstanbul'da tamamlayan yazar orada öğretmenlik yapmıştır. Çeşitli web siteleri ve dergilerde yazıları yayınlanırken aynı zamanda da bir çok yayınevinde kitapları yayınlanmış ve okuyucularına sunulmuştur.

Peren Ercan, 1995 Çanakkale doğumlu, hayali olan yazarlığın peşinden koşan bir üniversite mezunu.

Üniversitede beş yılını geçirdiği Japonca Öğretmenliği bölümünün kendisine kattığı kültürel farkındalıkla beraber yeni diller öğrenmeye olan hevesi devam ediyor.

Lisede yazmaya başladığı öyküler, ona 2015 yılında League of Legends oyununun düzenlediği ve jüriliğini Barış Müstecaplıoğlu, Sevin Okyay ve Doğu Yücel gibi isimlerin üstlendiği bir öykü yarışmasında ikincilik getirdi. Ardından, Sweek isimli bir hikâye paylaşım platformunda düzenlenen “Yaz Dostum” yarışmasında birincilik kazandı. Yine aynı platformda, yılın en iyilerinin seçildiği Sweek Stars 2017 yarışmasında fantastik öyküler dalında ilk beşe kaldı.

Edebiyat haber sitesi Kayıp Rıhtım’da yazarlık yapmaya devam ediyor.

Yazdıkça büyülü gerçekçiliğin cazibesine o kadar kapıldı ki gerçek hayatta da büyüyü aramaya başladı.

Büyülü Eşyalar Koleksiyoncusu’ndan sonra Kuyrukname ile roman yazma serüveni devam ediyor. 

Viyana’da, 28 Kasım 1881’de dünyaya gelen Stefan Zweig, annesi Ida Brettauer ve babası Moritz Zweig’in teşvikleriyle küçük yaştan itibaren ciddi bir eğitimle yetiştirilmiştir. Özellikle edebiyat alanında kendini yetiştiren Zweig, İngilizce, Yunanca, İtalyanca, Latince ve Fransızcayı da öğrendi. L...

Rate this ebook

Tell us what you think.

Reading information

Smartphones and tablets
Install the Google Play Books app for Android and iPad/iPhone. It syncs automatically with your account and allows you to read online or offline wherever you are.
Laptops and computers
You can listen to audiobooks purchased on Google Play using your computer's web browser.
eReaders and other devices
To read on e-ink devices like Kobo eReaders, you'll need to download a file and transfer it to your device. Follow the detailed Help Center instructions to transfer the files to supported eReaders.