Geçmiş zamanlardan beri Oğuz Kağan hakkında birçok araştırma yapılmış, birçok tez ortaya konulmuştur. Bu araştırmalardan yola çıkarak, Oğuz Kağan’ın Zülkarneyn, Makedonların efsanevi kralı Büyük İskender, Saka Hükümdarı Alp Er Tunga, Hun İmparatoru Mete Han, 2.Göktürk Devleti’nin kurucusu Bilge Kağan, olduğu iddia edilegelmiştir. Bu kişilerin her biri içinde güçlü kanıtlar sıralanmıştır.
Peki ya gerçekte Oğuz Kağan kimdi?
Onu bu denli özel kılan, tarihe bu denli derinden işlemesini sağlayan özellikleri nelerdi?
Atam Oğuz Kağan'ın 33 Buyruğu nedir?
Atam Oğuz, sizi Orta Asya’da, Türklerin kadim memleketinde efsanevi bir yolculuğa çıkarıyor ve Oğuz Kağan’ın izinde dört başı mamur bir maceranın içine sürüklüyor.
Ramazan Ateş
Okuma hevesim, düşsel bir ağrıdır bende. Derdime çare olacak kitaplardır beni benden alan. Okurken kitapları şekil, biçim, ün ve şöhretleriyle ayırt ederek değil. Yarama merhem olacak mı diye bakarım. Bu ister bir klasik olsun ister popülizmin kurbanı bir kitap ya da adı sanı duyulmamış tozlu raflardan sıyrılamamış bir eser, fark etmez. Ve fark etmedi de...
Katacağı bir değer olduğunu düşündüğüm için okurum. Kabından taşmak için. Ve her okuduğum kitap da başkalaştım. Değiştim, irkildim, kendime geldim.
Esrikliğiyle hoş bir seda bıraktı bende her kitap. Kimi zaman ağlaştım kimi zaman kurtuldum, öldüm, dirildim.
Vuslat için “Oku!” emrine ram oldum.
Okudukça yazmayı düşledim, yazmak…
İnsan bence gönülle yazar. Yazmak ne kadar zor bir iştir bilir misiniz? İnsanlar okumayı sevebilir ya yazmayı... Yazmak öylece sevilir mi?
Sevilir elbet o da sevilir…
Yalnız yazdığından mutlu olacak birileri varsa sevilir. Ben de yazmayı işte bu gönül akidelerine borçluyum. Nasıl okurken bir şeyi ya da birilerini seviyorsak veyahut ihtiyaç duyuyorsak, yazmak da bu minval üzeredir.
Kelimelerin bir kalbi ısıtacağına inanıyorsa eğer insan, yazmayı seçer. Ben de yazmaya bir yürek dolu dert ve sevgiyle başladım.
Müptelası olduğum bir gönle “Derdim olur musun?” diyerek.
Ve tarihle sarmaladım,
Gönlümü, usuma kattım. Değerlerimizi, benliğimizi yaşatmak istedim!
Türk milletinin sancılarını yaşamış abide şahsiyetleri edebiyat ve tarihle harmanlayarak gençliğin damarlarında kaynaması için yazdım!
Ve yazmak bazen sancılıdır. Yazmak için taşmak gerekir. Taşmak için de bazen saatlerce okuyorum. Okuyorum, okuyorum, okuyorum... Okurken yazacağım eser hususunda yararlı olacağını düşündüğüm kaynak olması ayrıca önem arz ediyor. Ve artık noktalarımız bir yerde bağdaşıyor, kelimeler çözülüyor.
Bazen öyle günler oluyor ki bir damla dahi taşmıyor. Çıkmazlarda kalıyorum. Bekliyorum ve bir an, bir seziş çare oluveriyor. Ben buna İlahi bir seziş diyorum. Yazılacak olanı yazdıran var çünkü.
facebook.com/ramazanates000
instagram.com/
ramazanates.com.tr