12 Kasım 1998 gecesi, Halik Asylum Psikiyatri Merkezi'nin resmî kayıtlarda bulunmayan bir odasında deneysel bir seans gerçekleştirildi. Gece sona erdiğinde sekiz katılımcı ve kapıda nöbet tutan güvenlik görevlisi ortadan kaybolmuştu.
Geriye çelişkili tutanaklar, açıklanamayan ses kayıtları ve cevapsız bir soru kaldı: Dokuzuncu sandalyede kim oturuyordu?
Yıllar sonra, terk edilmiş hastanenin arşivini incelemek üzere görevlendirilen Nihan Aksoy ve Arda, binanın geçmişinde saklanan tutarsızlıklarla karşılaşır. Birbirini doğrulamayan planlar, silinmiş isimler ve değişen kayıtlar, onları yalnızca eski bir olayın izlerine değil, kendi hatıralarının güvenilirliğine de götürür.
Çünkü Halik Asylum'da kaybolan şey yalnızca insanlar değildir. Anılar başkalarına ait olabilir, tanıdık bir ses yanlış bir ağızdan duyulabilir ve insan, kendi geçmişinin içinde yabancıya dönüşebilir.
SEANS, hafıza, kimlik ve gerçeklik arasındaki sınırları sorgulayan, atmosferik bir psikolojik korku romanı.
Bazı kapılar kapalı kaldıkları için değil, açıldıklarında kimin çıkacağı bilinmediği için korkutucudur.
Okan Bayrakdar, psikolojik korku, karanlık fantastik ve epik fantastik türlerinde eserler kaleme alan bağımsız bir yazardır.
Romanlarında insan zihninin karanlık yönlerini, geçmişin sakladığı sırları, kimlik arayışını ve gerçeğin değişken doğasını ele alır. Atmosferik anlatımı, katmanlı gizemleri ve ahlaki ikilemlerle karşı karşıya kalan karakterleriyle okuyucuyu yalnızca olayların değil, karakterlerin iç dünyalarının da derinliklerine taşımayı amaçlar.
SEANS adlı psikolojik korku romanında hafıza, kimlik ve gerçeklik arasındaki kırılgan sınırları araştıran Bayrakdar; fantastik eserlerinde ise kadim güçler, unutulmuş uygarlıklar ve kaderlerini değiştirmeye çalışan karakterlerin hikâyelerini anlatır.
Okan Bayrakdar, farklı türlerde geliştirdiği romanlarıyla okurlarını her hikâyenin ardında yeni bir sır keşfetmeye davet etmektedir.