Böylece başlayan Mesnevi’nin yazılması çalışmaları, yıllar boyu sürecek ve Mesnevi, İslam âleminde Kur’an ve Hadis’ten sonra üzerinde en çok durulan eser olacaktı. Yapıt, 25.700 beyitin oluşturduğu 6 ciltlik bir çalışmayı kapsıyordu. Tasavvuf öğretisini ilgi çekici öyküler aracılığıyla anlatan, olayları yorumlarken tasavvuf ilkelerini açıklayan Mesnevi tamamlandığında Mevlana, oldukça yaşlanmış ve yorgun düşmüştü. Bir süre sonra sağlığı da bozulmaya başlayan Mevlana, 17 Aralık 1273’te hayata gözlerini yumdu. Mevlana’nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlana’yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayılınca namazı Kadı Sıraceddin kıldırdı. Cenazesine sadece Müslümanların değil, Hıristiyan ve Yahudilerin de katıldığı bilinmektedir.
Ölüm gününü kötü ve ümitsizlik verici bir şey değil de, yeniden doğuş olarak kabul etmekteydi Mevlana, çünkü öldüğünde sevdiğine, yani Allah’ına kavuşacaktı. Bu yüzden Mevlana ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Şeb-i Arûs” demişti.
O, ölümünden sonra kimsenin ağlamasını istemediğini vasiyet ediyor ve konuyla ilgili olarak şu ifadeleri kullanıyordu:
“Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir.”
Bundan dolayı her 17 Aralık gecesi, Konya’da Şeb-i Arus “Düğün Gecesi” olarak kutlanmaktadır.