Kimi yerler haritalarda görünmez. Kimi sesler kaydedilmez. Kimi zaman ise yaşanmaz; yalnızca hissedilir. Gerçeklik algımız farklı çalışabilir. Son ormanda yaşananlar, bir olayın değil, bir eşik durumunun hikâyesidir. Bu kitap, “ne oldu?” sorusundan çok, “ne zaman hizaya girdik?” sorusunun peşinden gider. Okuru güvenli açıklamalara değil, sessiz boşluklara; net cevaplara değil, ritimlere yaklaştırır. Bu anlatıda orman, yalnızca ağaçlardan oluşan bir mekân değildir. Orman, bir algı katmanıdır. Yörünge, yalnızca bir hareket değil; bir ayarlanma biçimidir. Saat ise zamanı ölçen bir araç olmaktan çıkar; zamanın kendisiyle konuşan bir eşiğe dönüşür. Dünya, Mars, Satürn, Kuiper Kuşağı ve Güneş’in bittiği yer… Hepsi birer durak değil, aynı zincirin farklı yüzleridir.
Kimi yerler haritalarda görünmez. Kimi sesler kaydedilmez. Kimi zaman ise yaşanmaz; yalnızca hissedilir. Gerçeklik algımız farklı çalışabilir. Son ormanda yaşananlar, bir olayın değil, bir eşik durumunun hikâyesidir. Bu kitap, “ne oldu?” sorusundan çok, “ne zaman hizaya girdik?” sorusunun peşinde...